5 Nisan 2011

Bainbridge Adasi 1.gun



Bainbridge adasi Seattle'a ilk geldigimizde sik sik gittigimiz bir yerdi. Kacamak icin ideal, hem Seattle'a cok yakin hem de 35 dakika gibi kisa bir surede buyuksehrin karmasasindan, hengamesinden kacip kurtuluveriyorsunuz.



Seattle'dan feribota bindik. Hava yagisli ama feribota bindikten sonra bulutlar dagildi ve gunes cikmaya basladi.



Bundar feribottan cektigim fotograflar. Butun heybeti ile Seattle'i goruyorsunuz.







Seattle'in simgesi Space Needle...Ince uzun olan yapi...Onun en tepesine kadar cikabiliyorsunuz. Girisi hediyelik esyaci ve dukkanlardan olusuyor, ust katinda bari ve restauranti var, en ustte acik izleme alani var. O kadar yuksek ki asansorle cikarken kulaklariniz tikaniyor. Tikanmis kulakla bile manzara muthis, ucsuz bucaksiz Seattle...



Ben yolculuklara ciktigimizda mutlaka yanima kitap alirim. Su an Elif Safak'in Siyah Sut'unu okuyorum.

Vee geldik bile. Adaya yaklasiyoruz



Bainbridge adasi hakkinda biraz bilgi vermek gerekirse sarapevleri, yuruyus ve tirmanmaya uygun dogasi, zengin tarihi, ormanlik tepeleri ile kendine ozgu ozellikler tasiyan bir ada. Nufusu 23.000 kisi. Ada halki hem kucuk bir kasaba yasantisini hem de Seattle gibi buyuk gelismis bir sehre son derece yakin olmanin avantajlarini yasamakta.

Adaya geldigimizde ilk is daha once gittigimiz kucuk pizzacida ogle yemegi yedik. Tabi feribotta, yemekte, arabada cocuklar surekli oyun istiyor. Kelime oynuyoruz, sessiz film oynuyoruz, oyunuyoruz da oynuyoruz. Durmak yok. Cocuklar kiziyor durursak.



Iki resim arasinda sadece bes dakika var!



Adada iki tane Turk halici var. Ikisi de adanin merkezinde. Hatta daha once tanismis oldugumuz halicilardan birini yolda yururken gorduk, bizi hatirladi. Hatirlamasina sasirdim bizi sadece bir kez gordu ve aradan bir sene gecmis. Hani ogretmenler ogrencilerini kirk sene bile gecmis olsa hatirlar ya ama icinizde hep bir suphe kalir acaba gercekten mi hatirladi yoksa ayip olmasin diye mi hatirlamis gibi davrandi diye. "Ece cok buyumus, kucucukdu" diyince vay be gercekten hatirladi dedik. Bu bey bize gizli sakli kalmis guzel bir kose tavsiye etti. Sehir merkezini turladiktan sonra istikametimiz Gizli kose!




Adanin merkezi kucuk. Dukkanlar, birkac pasaj, restaurant ve cafeler, sanat galerileri, parklari, kilisesi var. Nisan ayi olmasina ragmen bayagi serindi. Dukkanlara girip ciktik.



Bunu bir emlakcida cektim. Adadaki evler hakkinda fikrimiz olsun. Su an maddi durumumuz elvermeyebilir ama bunun lotosu var piyangosu var kazi kazani var. Bilmem anlatabildim mi?



Burasi iste o gizli kose. Bu gizli koselerden dolu var adada. Bizim daha onceki gelislerimizden bildigim bir kose var ki inanilmaz. Daracik yollardan gecip patikadan yuruyup oyle bir acikliga geliyorsunuz ki nasil bakir, nasil cennetten bir kose, nasil bir manzara anlatamam, bakakaliyorsunuz. O koseye yazin sezlonglarimizi alip gidiyoruz.




Sonra birer kahve alip sahilde bir cocuk parki vardi oraya indik. Buarada yagmur iyice hizlandi.

Yagmur artinca arabamiza atladik, adayi gezerken bir VIKING kasabasina rastladik. Cok ilginc, daha once geldigimizde gormemisiz burayi. Poulsbo. Hava karardigi icin burayi gezme isini ertesi gune biraktik gunyuzu ile gorelim diye.

Ve gunu yeni cikan cocuk/aile filmi "HOP" ile bitirdik. Film Easter zamani digerleri gibi sembolik bir tavsan degil de davul calmak isteyen, degisik hayalleri olan cilgin bir tavsanin hikayesini anlatiyor.



Otelimize giris yaptik ve guzel bir uyku cektik...

Didem

13 yorum:

Burcu dedi ki...

benim piyango hayallerimi de Carmel Beach evleri susluo :)

Selma Er dedi ki...

Didem'ciğim,çok süper bir gezi olmuş.Yağmurlu havaya rağmen çektiğin fotolar çok güzel..Pizza da ağzınıza layık idi herhalde,hemen bitmiş.Arada böyle kısa kaçamaklar eminim ki çok zevklidir..darısı bizlere..sevgiler.hepinizi öperim.

didem dedi ki...

-Burcu sen hedefi belirlemissin. O evlerde benim de aklim kaldi:)

-Halacim yagmura alistik artik. Burada hayatin bir parcasi. Ada havasi aciktirdi herhalde pizza geldigi gibi bitti. Evet darisi basiniza, cok optum

Deli Anne dedi ki...

Didem senin postların beni Amerikan rüyasına gar ediyor, söylemiştim değil mi:) Evet piyangosu var, lotosu var, green cardı var bu işin:)

oyumben dedi ki...

İki resim arasındaki fark süperdi. :)

Nihan SARI dedi ki...

ne hoş bir tavşanmış o,ben çok tuttum.:))doğa,evler,kahve,yağmur,yüksek binalar favorilerim:))çok seviyorum postlarını:))

mamila dedi ki...

Yine bir solukta okudum,piyango işini tuttum,bellimi olur hadi inşallah hayırlısı.Yağmurlu soğuk İstanbul'dan çook sevgiler.

Zeugma dedi ki...

Şirin bir adaymış..
Dükkanları Türkiye'dekilere çok benzettim.. İnşallah resmini çektiğin evlerden biri sizin olur ileride:)

didem dedi ki...

-Deli anne ne varsa piyangoda var, banka soyamayacagimiza gore:)

-Oyumben hosgeldin! Iki resim arasindaki fark tami tamina bes dakikaydi!:))

-Nihan tavsan acayipti! Elimden geldigince gittigim yerlere sizi de goturuyorum. Ben de senin postlarini seviyorum!!!! Sagol

didem dedi ki...

-Mamila kazi kazan ve piyango isini ciddiye almak lazim:))
Istanbul hala soguk mu? Burasi da oyle Ne zaman gelicek bu bahar?

-Zeugma'cim adada bizim Buyukada tadi vardi sanki, yada ozledigim icin bana oyle geldi:) Haklisin dukkanlar Tr deki gibi. Kucuk yerler daha bir sirin oluyor. Cok sagol insallah, amin!

beni güney kore'ye uçur dedi ki...

Resimler şahane .) Viking heykeli de müthiş.

Sevgiler efenim.
http://kacikturuncu.blogspot.com

Adsız dedi ki...

Sarah Jio nun Mart menekşeleri ni ookuduktan sonra çok etkilendim ve araştırmaya başladım. Kitapta da 1 mar 2 mart diye anlatıyordu ve böyle bir yazı bulduguma inanılmaz sevindim

Adsız dedi ki...

Bende Sarah Jıo kitabından çok etkilendim ve araştırmaya başladim. Ben hayal ürünü saniyordum ama öyle değilmiş.Çektiğiniz resimleri hep kitapla bağlaştırdim. Ve resimleri çok beğendim.