23 Kasım 2010

Portland



Haftasonu icin kucuk bir kacamak yaptik, Portland'a gittik. Araba ile uc saat suruyor. Portland buyuk sehir, Seattle'i andiriyor. Gezecek gorecek yer cok o yuzden planlamadan dahi gitseniz yapabileceginiz cok sey var.

Gezilerde hem bizimkilere hem de kendimize gore aktiviteler ayarlamaya calisiyoruz. Kimse sikilmasin adil olsun diye. Portland'a vardigimiz gibi ilk olarak hayvanat bahcesine gittik. Uc dort saat gezdik, hava cok soguktu hatta soguktan dolayi bazi hayvanlari goremeyebilirsiniz diye bir uyari vardi giriste.

Arkasindan Powell's City of Books'a gittik, coook buyuk bir kitapci, tam olarak 6,300 metrekare. Hem kullanilmis hem yeni kitaplar satiyor. Uc dort katli, icinde kafesi de var. Kitaplarinizi alip kafede oturarak bakabiliyorsunuz. Kafe hafif ogrenci kantinini andiriyor, laptoplari ile birseyler calisanlar, masada yazip cizenler, uyuyanlar bile vardi. Nitekim duvarda "Uyumak yasak" diye bir yazi gorduk, gulduk.



Arkasindan otelimize gittik odada biraz dinlenip, aksam yemegimizi yedik. Berk surekli oyun pesinde, restaurantlarda orda burda hep oyun istiyor. Daha masaya oturdugumuz gibi kelime oyunu oynayalim dedi. Peki dedik sonra yemeklerimiz gelince yemekleri yiyelim biraz oyuna ara verelim dememle anne sen yandin o zaman deyip beni oyundan atti!



Aksam yemeginden sonra otelin havuzuna gittik, havuzun kenarinda biraz kitap okudum. Zaten araba yolcuguna cikmanin en sevdigim yani kitap okumaya firsat bulmam. Arabada, otelde orada, burada uzun uzun okuyabiliyorum. Elif Safak'in Bit Palas'ini okuyorum su siralar. Su siralar dedigim aslinda bayagi uzun surdu normalde bu kadar zaman surmez ama neyse.

Bu fotograftaki baliklar aslinda cikolata. Gittigimiz bir cikolata dukkaninda gorduk.
Ben "bu cikolatalar balik gibi kokmuyor umarim" diye espri yapinca, "hayir ama sadece kilciklara dikkat edin" dedi cafenin sahibi kadin. Espriye espri, kana kan!





Ertesi gun kahvaltidan sonra Portland Sanat Muzesi'ne gittik. Ailece muzelere merakliyiz ama dort yasindaki bir cocukla yuzlerce yillik degerli eserlerin sergilendigi bir yere gitmek ne derece riskli ona siz karar verin. Ece'ye sakin kosma, hicbir seye dokunma, kucuk sesle konus demekten zaten sanat sanat icin olmaktan cikti anlaycaginiz.



Oradan buyuk bir alisveris merkezine gittik. En alt kati buz pisti. Maceraci bir aileyiz ya hemen kayalim dedik. Ben kaymayali 5-10 sene olmus, Engin hic kayamiyor.
Neyse patenleri giydik ama piste ciktigimiz gibi hani dalda kuslar sira sira durur ya o sekilde yanyana tutunma yerine kenetlenmis sekilde kaldik. Kimildayamiyoruz, trafik tikandi Ece korkudan deli gibi babasina sariliyor ve gidim ilerleyemiyoruz.
Utanc verici bir halde bir sure oyle kaldik.

Gelen gecen arkamizda yigilmaya basladi. Isin komigi piste cikinca geri donulmuyor arkanizda insanlar birikiyor cunku. Neyse bir iki adim derken Berk alisti ben de bir iki tur atinca alistim ama geriye bakinca ne goriyim bizimkiler baba-kiz hala tutunmus halde santim santim gidiyorlar.

Donus yolunda duyduk ki hafif hafif kar baslamis.Belli idi zaten. Inanilmaz soguktu hava. Keyifli bir haftasonu oldu. Eve donuyoruz. Kacamak bitti...

Didem

13 yorum:

Tolga Acar dedi ki...

Didem merhaba
Portland'da güzel bir haftasonu geçirmişsiniz...
Belgesel tadında bir yazıydı. Keyifle okudum.
Bit Palas uzun yıllar önce okuduğum bir roman ve bence Elif Şafak'ın en iyi romanı. Türkiye'de her romanı ile bestseller olan söz konusu yazarı -satış rekorları kırsa da- okumamaya karar verdim.
Ankara'da da hava bugün soğudu,yağmur var, kış geliyor, yapacak birşey yok.
Ne yazık ki ülkemiz müzecilik gelişmemiş, başkentte dahi gidilebilecek müze çok az. İşin ilginç yanı binlerce yıldır birçok uygarlığın yaşadığı bir coğrafya burası, her neyse bu konu çetrefilli...
Sözünü ettiğin gibi bir kitapçı burda da olsa ne güzel olurdu diye düşündüm.
Sevgiler

Selma Er dedi ki...

Didem'ciğim,tam bana göre çok güzel bir gezi olmuş..hayvanat bahçesi,kitapçı,otel,balık çikolatalar,havuz,manzara,çocuklar,müze..panik,izdiham hepsi bir arada yani..müzenin sitesini inceledim çok güzel..buz pisti de eminim harikadır..alışık olmayanlara çok zor,ama çok da zevkli..ben de yarın İstanbul'daki Contemporary İstanbul Sergisi'ni gezersem,fotoları ve izlenimlerimi blogumda sizlerle paylaşırım..senden aşağı kalacak halim yok herhalde..öptük hepinizi..

didem dedi ki...

Tolga keyifle okumana cok sevindim. Biraz olsun sehir gozunde canlandi ise guzel. Ulkemizin bu kadar tarihi zenginligine karsin muze konusunda gerilerde olmamizi ben de anlamiyorum, haklisin. Uzucu.
Soguklarda dikkat edin, bakalim kar yagacak mi Ankara'ya. Sevgilerimle

didem dedi ki...

Selma Er- sevgili halacigim sanat muzesini seni anarak gezdik. Cok guzeldi. Rica edecegim senin muze yazin benim Portland yazimi golgede birakmasin:) Saka bir yanan sabirizlikla bekliyorum fotolari ve yazini, mutlaka git bizi de bilgilendir.

seval dedi ki...

Didemcim,
Portland bizim de cok sevdigimiz sehir. Cesitli aktiviteleri de bahane edip ara sira gidiyoruz. Powels Books un kari koca cok buyuk hayraniyiz. Bilgem, acaba bu ebook olayi iyice gelisirse, Powels gibi kitapcilara ne olacak diye ciddi ciddi endiseleniyor, o kadar seviyoruz.
Ben sehir merkezini ayrica seviyorum. hersey cok ozenli. sokak lambalarinin bile her biri ayri bir sanat eseri, otobus duraklari desen oyle. insan her gittiginde baska birsey farkediyor.

didem dedi ki...

Seval'cigim bir ortak yanimiz daha cikti. Powels'de saatler gecirebilirim. Ebook olayi gelisse bile kitapcinin ortami farkli, her daim giderim gibi geliyor bana. Email yerine mektup yazmak gibi. Inanir misin ben gittigim yerlerden kart atmayi da cok seviyorum. Kesinlikle katiliyoum, kac kere gitsen her gidiste degisik seyler kesfediyorsun Portland'da.

Cigdem dedi ki...

Portland'i hic gormemis bir kisi icin ne guzel tanitici bir yazi olmus,ailecek herfata sonu geziyoruz kitapcilari,bize de Powels kitapcisinin yolu gorundu desene:)havanin sogukluguna aldirmadan bu kacamagi yaptiginiz icin sizi kutlarim.cok begenerek okudum canim!

didem dedi ki...

Cigdem'cim Powels bizim favori kitapcilarimizdan biri. Her Portland gezisinde ugruyoruz. Helin cocuk kitaplari kismina bayilacak eminim.

hasret senfonileri dedi ki...

Ne zaman sayfana tıklasam o gülen yüzüm içimi aydınlatıyor Didem..Dilerim hiç solmasın..
Ben uzun zamandır ciddi sorunlarım nedeniyle okuyamadığım sayfalarını sonradan okumak üzere sana yeniden merhaba demenin huzurunu yaşadığımı söylemek ve gösterdiğin ilgi ile çok mutlu olduğumu bildirip teşekkürlerimi sunmak için geldim bugün..

Antipatik Yazar dedi ki...

Portland harikaymış

;)

didem dedi ki...

-Sevgili Hasret senfonileri ciddi sorunlar demissiniz insallah kisa surede hallolacak sorunlardir, uzuldum. Sayfami aydinlattiniz guzel sozlerinize cok tesekkurler.
-Antipatik yazar Portland Istanbul havasinda bir sehir. Buyuk sehir ama agac dolu heryer.

Zeugma dedi ki...

Seninle birlikte yine bilgilendik.
Balıklara çok şaşırdım, yazmasan sahici balık gibi ve sanırım ben çikolata olsa da yiyemezdim :)

Teşekkürler Didem...

didem dedi ki...

Zeugma baliklari gorunce benim bakislarimi gormeliydin. Oylece bir sure bakakaldim. Ben de yemedim, yeltenmedim bile:))