10 Ekim 2010

Seattle



Seattle bana cogu taraflari ile Istanbul'u hatirlatiyor. Kalabaligi, denizi, yuksek binalari, eski marketleri, dunyanin heryerinden insanlari, aktiviteleri, muzeleri sergileri, festivalleri ile her zaman mutlaka yapacak birsey bulabileceginiz bir sehir. 24 saat kipirtili, gunduzleri hareketli, geceleri isiltili bir sehir. Yasadigimiz yer, Redmond, Seattle'a cok yakin, aramizda sadece bir kopru var onbes dakikada Seattle'dayiz. Ama genel anlamda butun buralar Seattle diye geciyor (Greater Seattle Area).



Seattle denince akla ilk gelen seylerden biri yagmur sanirim. Burasi yilin dort mevsimi yagisli, o yuzden yemyesil, doyasiya agac cimen cicek dolu. Yagmur oyle bardaktan bosanircasina bir yagmur degil, cogu zaman azicik ciseleme seklinde. Seattle'lilar semsiye dahi kullanmiyorlar, hatta kullananlara turist gozu ile baktiklarina dair bir espri var.

Cogu acik alisveris merkezlerinde dukkanlarin onunde buyuk canaklar icinde semsiyeler mevcut. Yagmur beklenmeyen bir anda basladigi icin hemen bulundugunuz yerden bir semsiye odunc alip yagmur bittiginde yine baska bir dukkanin onune birakabiliyorsunuz. Bu bana cok ilginc gelmisti ilk geldigimizde. Hatta bir keresinde cocuklarla gezerken yagmur baslayinca bir dukkanin onunden semsiye almisim sonra da saskinlikla onu bagaja koymusum, halbuki bagajda her birimizin ayri semsiyesi var! Berk de bana gittigimiz bir misafirlikte herkesin icinde "anne sen semsiye calmistin bir kere" demisti. Tabi yine de her ihtimale karsi bizim bagaj zaten semsiye dolu, "dort tane var bir de bunu almisim" diye kucuk bir de aciklama yapma geregi duymustum. Berk sagolsun...



Seattle'in nesi meshur? Birsuru seyi, Space Needle'i, taze meyve sebze balik marketleri (Pike Place Market), Google, Microsoft, Boing, AT&T gibi buyuk firmalari, "Sleepless in Seattle" filmi (Meg Ryan ve Tom Hanks), kahvesi (ilk acilan Starbucks da Seattle'da)ve daha birsuru seyi...

Seattle'da birsuru unlu bina var, Space Needle en meshur olani. The Columbia Center sehrin en yuksek binasi. 235 metre yuksekliginde. Asagidaki resmi Space Needle'dan cekmistim.



Hemen her haftasonu Seattle'dayiz. Seattle Center denilen yer butun muze, tiyatro, ve parklarla dolu, neredeyse her hafta baska bir festivale ev sahipligi yapiyor. Seattle bilim muzesinde (Pacific Science Center) uc boyutlu bir filmler oluyor, dunyanin ilk bulunan insan fosilini de orada gorduk. Simdiye kadar geldigimizden beri farkli festivallere gittik.

Sehir kalabalik oldugu icin hali ile otopark sorunu var. Ben iki kere ceza yedigim icin cok daha fazla dikkatliyim artik. Kalabalik ama en ufak bir duzensizlik veya karmasa yok.



Gece bir baska, gunduz bir baska Seattle. Seattle'in ayrica buyuk bir hayvanat bahcesi ve akvaryumu var.
Bu resim Seattle Akvaryum'dan...Ece ustunden gecen baliklara bakakalmis.



Sahil boyunca sira sira deniz mahsulu lokantalari var. Hem bunlarin herbiri sik, buyuk, satafatli yerler degil bazisi bufe havasinda bazisi acik havada ustu semsiyeli masalardan olusan cafe tadinda yerler. Her zevke hitap ediyor anlayacaginiz. Misafirimiz geldiginde goturdugumuz yerden biri bu sahil restaurantlari. Asagidaki resim Seattle sehir merkesindeki bir parktan. Bu heryerinden su fiskiran dev topun etrafi yazlari mayolu cocuklarla doluyor.



Safeco Field Seattle'in meshur baseball stadyumu, oraya turlar duzenleniyor. Bilim, tarih, cocuk ve sanat ile ilgili pek cok muze var. Asagidaki resim Ucus Muzesi'den...



Canli performanslari izleyebileceginiz buyuk salonlar var. Bu haftasonu Seattle'a gitmek icin baska bir bahane. Kizim Ece'yi baleye goturmek istiyorum. Findikkiran'a Kasim ayi icin bilet alacagiz. Canim, henuz zaman mevhumu olmadigi icin seni baleye goturecegim dedigimde cok sevindi ama ogrendiginden beri hergun soruyor "anne simdi mi gidicez, anne yemekten sonra mi gidicez, anne uyaninca mi gidicez, hemen mi gidicez?". Kasim ayini anlatmak mumkun degil, imdat!



Deniz kenari olunca yapacaklariniz da artiyor, ister adalardan birine gidin (ki en yakini 15 dakika mesafede) yada yemekli bir tura cikin, aciktan Seattle'in muhtesem goruntusunu seyredin. Maalesef cok istedigim halde balina izleme turlarina cikmak kismet olmadi. Umidimi yitirmiyorum.

Simdi festival sezonu cok yakinda Turk festivali olacak. Turk cocuklarini ona hazirliyorlar. Calisan butun arkadaslar gonullu. Haftasonlari calismalara ayirmis vaziyette yorulmadan bikmadan usanmadan ulkeyi en guzel sekilde temsil edebilmemiz icin ugrasiyorlar. Takdir etmemek elde degil. Kizim Ece cocuk korosuna, oglum Berk ise folklore gidiyor. Berk'i Serdar agabeyi, Ece'yi ise sevgili Diana calistiriyor. Ikisi de inanilmaz ozverili insanlar.

Seattle'da yasayan Turk cok. Buraya tasindigimizdan beri o sayede hic yanlizlik cekmedik. Ulkemizin cok guzel bir sekilde temsil edildigini gordukce gurur duyuyoruz. Atamizin izindeki Turk cocuklarinin ve genclerinin bayragimizi sanla serefle dalgalandirmalari en buyuk temennimiz. Seattle derken birden konu yurdumuza gelince yurtdaslik damarim kabardi!

Seattle'in havasi cok romantik, bulutlu ve yagmurlu dort mevsim. Genelde butun sene bahar havasinda. Iki kis once kar yagdi hem de bayagi cok, yuksek yerlerde oturanlar evlerinde mahsur kaldi, agaclar devrildi, okullar tatil oldu. Yazlari cok guzel Haziran'dan itibaren sicaklar basliyor Temmuz Agustos ve yaz bitiyor gunes de gidiyor. Bulutlu hava ve yagmurlar geri geliyor, ama ben yagmuru cok seviyorum.

Az da olsa sehri gozunuzun onune getirebildiysem ne ala.

Didem

11 yorum:

stuven dedi ki...

güzel şehirmiş. fotoğraflardan öyle yansıyor :)

Süt Dilimi dedi ki...

Her şey çok hoş: Seattle görmeye değer bir şehir...Ama ben özellikle Ece'nin duruşuna bayıldım! Sevgiler.

didem dedi ki...

-Stuven Seattle inanilmaz renkli bir sehir. Fotograflari begendin umarim
-Sut Dilimi merhaba, Ece orada adeta donmus. Ona hayvanat bahcesi olsun, akvaryum olsun zaten. Dedigin gibi Seattle gorulmeye deger.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Didemciğim yıllar önce eşim Seattle'ı gitmiş ve o rengarenk ağaçları bol bol fotolamıştı. Ve ben ilk defa bir yere gitmeden o şehre hayranlık duymuştum.Şimdi ne zaman Seattle dense aklıma hep renkler gelir.

Medeniyet bu olsa gerek!İstanbul'a yağmur düşer düşmez ortaya şemsiye satan satıcılar doluşur hem de normal fiyatından daha pahalıya.Orada ise alıp kullansınlar diye kapı önlerine konmuş.

Seninle tekrar Seattle gezisi yapmış olduk Didemciğim. Teşekkürler!

didem dedi ki...

Zuhre'cigim dedigin gibi agaclar rengarenk burada. Bir arkadasim orada agaclari sprey boya ile boyuyorlar mi demisti cok gulmustuk. Insallah Tr'de de semsiyelerin ucretsiz kapi onlerine konuldugu zamanlari goruruz ne diyim...Cok tesekkur yorumuna

neduk dedi ki...

Sizi izlemek zevkli olacak. Birlikte gezmeğe geldim. Kabul mü?
Sevgiler.

hasret senfonileri dedi ki...

sana teşekkür etmek istedim .. yürek dolusu TEŞEKKÜR... bu kadar güzel ifadelerle ve anlatımla ve böylesine net/güzel fotoğraflarla bizleri bilgilendirdiğin ve gitmiş kadar olmamızı sağladığın için sevgili Didem..

didem dedi ki...

Nebuk- Tabiki kabul , hosgeldiniz bloguma. Ben de demin blogunuzu ziyaret ettim. Tesekkurler

didem dedi ki...

Hasret senfonileri, sizin gibi bir ogretmenden boyle yorumlar almak gurur verici. Cok tesekkurler... Artik anlatimima daha da dikkat etmeliyim:)) Sevgiler

Red Riding Hood dedi ki...

Bloğuma ekledim artık sizi :)

didem dedi ki...

Super! Ben de seni takipteyim artik.