29 Ağustos 2012

Birtanecik anneannem



Ailemde her zaman benim icin en ozel insan oldu anneannem. Kucuklugumden beri duskunumdur. Neler ogrenmedim ki ondan. Tutumlu olmak, nezaket kurallari, klasik muzik,  sinema, tiyatro, vefali olmak, merhametli olmak...

Hayatima gecirdigim, uyguladigim cogu sey ondan bana gecmedir. Mesela insanlari hep teraziye koy der. Yani kucucuk bir hatalarinda silip atma, sana daha onceden yaptiklarini dusun. Iyice tart sonra karar ver. Onu hep yaparim. Kizginlik aninda  degil de sonradan dusun, tart der.

Oyle tutumludur ki...Hicbir seyi lazim olur diye atmaz, atanlara da cok kizar. Kendi annesinden kalma tabak takimlari var desem inanir misiniz?

Herseyin keyfini cikarir. Bana da hep sen de cikart der. Cikartirim zaten. Gencliginde araba ile neredeyse butun Avrupa'yi gezmis.

Son senelerde yurume zorlugu cekiyor. Ee tabi seksenlere geldi. Ama yine de en son gordugumde bakimli ve guzeldi. Boynundan inci kolyesi eksik olmaz benim guzel anneannemin. Artik takamiyor ama olsun. Saclari hep muntazamdir. Rujunu surmeden asla disari cikmaz.

Maalesef ayaklarindaki tutukluktan pek disari cikamaz olmus artik. Yurutecle evde  cok agir yuruyebiliyor. Evine girdigimizde daha salona girdigimiz gibi aglamaya basladi. Ben sizi boyle mi karsilayacaktim diyor. Canim anneannem senin varligin yeter.

 
Didem

25 Ağustos 2012

Dogruca manticiya




Aile es dost arkadas bir yere kadar ama mantici beklemez! Benim Sayla'm hala duruyor. Istanbul'a adimimi attigim gibi derhal Sayla'dayim. Eski Kadikoy'luler bilir. Burasi cok eski bir aile isletmesi.  Ben kucuklugumden beri giderim. Babam ne zaman Istanbul'a gelse hep onunla giderdik. Calisirken
ogle tatillerde arkadaslarimla gittim.Ne derseniz diyin mantisiz olmaz.

Annemi de alip cumbur cemaat gittik. Adet onden bir porsiyon cig borek ustune de manti soyluyorsunuz. Her zamanki gibi nefis. Cocuklar da bayildi.



Yarin ve ondan sonraki gunlerde yeniden gelecegime adim gibi emin ayriliyorum...


 
 


Didem

19 Ağustos 2012

Neleri ozlemisim



Bes yildir ilk kez annemi goruyorum. Hani bastirmak istediginiz duygular aciga cikmasin diye kendinizi gorunmez bir zirhin arkasina gizlersiniz, ben hep o zirhin korumasinda kendi kendime iyiyim sahaneyim diye dusunurken anne sicakligini ne kadar ozledigimi, aslinda ne kadar yalniz kaldigimi farkettim.


Cocuklar annemin bahcesine bayildi. Ilk kez sokakta serbest bir halde gezinen kedi goruyorlar. Ilginc tabi onlar icin. Hangisine yemek verelim, hangisi ile oynayalim sasirdilar.
Annem ayni. Eli cabuk, durdugu yerde duramayan, hizli hizli konusan annem. Yaslanmamis hic. Buraya gelirken en cok  korktugum sey o idi. Herkesi yaslanmis bulmak...Herkes ayni.


Derhal odamiza yerlestik. Neredeyse butun cekmecleri, dolabin askilarini, komidinleri tika basa doldurduk. Yine esya ve giysi olayini fazlaca abartmisim. Tasinir gibi tatile gidilmez ki... Onca ayakkabiyi nereye gideyecegim, iki tane bikini yetmez mi, zaten yazin hep sort giyilir, pantolonlar niye? Beni hep en son gun bavullari ozenle hazirladigim halde panik ve yetismez heyecani ile sonradan alip alip tikistirdigim seyler mahvetti.
Bu gelenler ustelik. Kimbilir nelerle donecegim...



Didem

17 Ağustos 2012

Turkiye



Uzuuuun bir aradan sonra merhaba. Nerelerdeydin derseniz Turkiye'deydim. Cok uzun bir aradan sonra tahmin edersiniz gayet duygusal, ani dolu bir gezi oldu. Guzel hatiralarla eve donduk.

Herseyi herkesi ne kadar ozledigimi farkettim. Istanbul'u, ailemi, eski arkadaslarimi, simidi, vapuru, mantiyi, kebabi...

Bir yandan da ara cok uzadigindan bir nevi turist gibi kaldigimi farkettim. Cogu seyi unuttumusum, degisik geldi, yadirgadim, sasirdim.




Sizler nasilsiniz? Yaz tatili nasil geciyor? Hepinizi ozledim blog arkadaslarim...

Didem

24 Haziran 2012

Herkes kendi tabagindan yese...

Uyumlu olmak ugruna "olur" dedigim seylerden biri de bir restauranta gittiginizde degisik sey alalim birlikte yeriz olayidir. Olur derim ama aslinda hic bana uyan birsey degil. Ben siparis verdigim seyi baskasina verip bir digerinin tabagindan birsey almayi cok fazla tercih eden biri degilim. Niye derseniz baskasinin uzun sure tabaginda beklettigi, konusurken istemeden olsa kendinden birseyler (!) kattigi yemegi, hasta olabilir yada agzinda yara olur ne bileyim hicbirseyi yoksa mikrobu olur nicin yemeliyim. En hazetmedigim seydir. Hem keyifle siparis verdiginiz yemegi  agiz tadi ile  bitiremiyorsunuz cunku bunu teklif eden karsi tarafla paylasmalisiniz hem de karsinizdakinin soyledigi seyi istemediginiz halde alip yemek durumunda kaliyorsunuz.

Beni zaman zaman sikan seylerden biri hic yuzumun tutmamasi. Halbuki bazen insan karsisindaki acikca ne dusundugunu soyleyebilmeli.

Bu tip durumlarda siz ne dusunuyorsunuz? Size uygun mu yoksa benim gibi rahatsiz olur musunuz?

Didem




19 Haziran 2012

Build a bear



Washington'da cocuklarin en sevdigi magazalardan biri Build a bear. Build kurmak, insa etmek, yapmak demek. Turkceye cevirince bir ayicik yarat gibi birsey cikiyor ortaya.



Yaratmak derken gercekten de bastan sonra yaratiyorsunuz. Magazaya boydan boya kutu kutu hayvanciklarla dolu. Ilk adim bir hayvan seciyorsun. Daha sonra icini doldurduklari yer var. Gorevli ayagi ile pompalarak icine pamuk dolduruyor sectiginiz hayvana. Hem de yumusakligi yine siz ayarliyorsunuz yumusak sert veya cok sert.



En onemli seylerden biri de hayvana bir kalp veriyorsunuz hem de ugur opucugu verip. Opucuksuz almiyorlar.



Arkasindan ayiciginizin nasil ses cikarmasini istiyorsaniz ki Happy Birthday'den tutun, nini, I love you, kahkaha aglama v.s. turlu sesler var. Nereye basinca ses cikarsin istiyorsunuz ona gore yerlestiriyorlar koluna bacagina yada karnina.



Arkasindan komple dikiyorlar. En zevkli kisim ustune kiyafet secmek. Takim elbiseden tutun, polis, balerin, karateci, futbolcu her turlu kostum mevcut. Akssesuar deseniz corap ayakkabi gozluk toka sapka ayakkabi zengin secenek.

Ayiciginizi yikayip, giydirip, bilgisayardan kaydini da yaparsaniz bulundugu takdirde gercek hayvan gibi sahibine getirilme sansi var. Zaten bunca islemden kayittan kiyafetten sonra bunun bir oyuncak olduguna inanmak da guclesiyor hali ile.


Didem

14 Haziran 2012

Portre



Ece'nin gittigi okulda ogretmenleri hergun kendi portrelerini cizmelerini istiyor. Gun gun hepsi dosyaya konuyor. Yaptigimiz toplantida Ece'nin cok mutlu bir cocuk oldugunu, cizdigi butun portrelerin kocaman bir gulucukle cizilmis oldugunu soyledi ogretmeni.

Okulu, ogretmenini ve arkadaslarini cok seviyor. Sanirim o yuzden mutlu. Umarim omurboyu okullarini cok sever ve yuzunden gulucuk eksik olmaz.
Didem

11 Haziran 2012

Yesil



Hayatin kosusmacasindan bazen durup etrafa bakmaya firsat bulamiyoruz. Halbuki sukredecegimiz ve farkedebilecegimiz oyle guzellikler var ki. Ben dogaya hayran bir insanim. Acikhavada yurumek, yagmurda cimenlerin mis gibi kokusunu icime cekmek, ucsuz bucaksiz yesillikte kaybolmak  en sevdigim seyler.



Iste hararetli birgun ve yine oradan oraya kosusurken durup da hayranlikla seyrettigim icimi acan yesil tonlari.  Cagla yesili, acik yesil, koyu yesil, cimen yesili...










Etrafinizdaki guzellikleri es gecmeyin. Doganin guzelliginin farkina varip, keyfini surmeniz dilegi ile.

Didem

8 Haziran 2012

Kolejli oldum


Daha once proje yonetimi dersi aldigim koleje yeniden yazildim. Bu sefer yavas yavas is bakma calismalarima faydasi dokunmasi acisindan "Kariyer Sinifi'na gidiyorum. Haftada iki gun aksamlari...

BCC (Bellevue Community College) turlu meslekler, degisik dallar arasinda secebileceginiz sertifikali, kredili, kredisiz derslerle dolu. Secenek bol, saat olarak gunduz veya calisiyorsaniz gece veya haftasonu siniflari var. Sinifa sectiginiz ders ile ilgili konusmacilar yada o isle ilgilenen profesyoneller geliyor. Halen bu isi yapmakta olan birinden bilgi almak daha bir gercekci oluyor.

Yeni birseyler ogrenmek, kendini gelistirmek cok keyifli. Hem ufkunuz aciliyor hem de bir konuda sertifika sahibi olmaniz insana inanilmaz guven veriyor.

Bu basladigim sinifta isbavrusu yapmanin puf noktalari, nerelere bakmali, arastirmaya nereden baslamali, isgorusmesi asamasina gelene kadar yasanan surec, resume ve daha bircok sey anlatiliyor.

Benim gibi baska ulkeden gelmis, calisma hakki olmadigi icin bekleyen yada cocugu olup da ara vermis insanlara yonelik bir sinif.

Burada calismak icin basvuranin yasina bakilmiyor. Yani yasli genc ayirimi yok. Yasini sormak dahi yasak. O size hem guven veriyor hem de yasiniz kac olursa olsun ayrim gormeden ikinci plana atilmadan digerleri ile esit sartlarda basliyorsunuz. O cok guzel.

Buradaki adetler Turkiye'den biraz farkli. Konusmaniz, yaklasiminiz, ilk intiba, neler sormali neler sormamalisiniz ve daha bircok kucuk detay var dikkat etmeniz gereken.

Ilk dersten beri konusurken goz temasi ve el sikismanin onemini duyuyoruz. Bu konuda kesinlikle artik daha dikkatliyim. Konusurken goztemasi kurmak hem karsidakine hakkinizda guven veriyor hem de kendinize guveninizi gosteriyor.

Sozun kisasi ogrenci oldum odev bile yapiyorum.

Didem



3 Haziran 2012

Kutuda Cin yemegi



Hani filmlerde hep goruruz cubuklarla kutudan cin yemegi yerler agizlarini sapirdatarak, inanir misiniz hep merak etmeme ragmen hic yememistim. Sonunda bizde aldik o kutudaki cin yemeginden.



Bir kutuda noodle (spagettiden daha ince makarna) icinde de et veya tavuk ne istedi iseniz, biz tavuklusundan aldik, diger kutuda karisik sebze ve yagli badem, bir digerinde de benim en sevdigim roll'lardan vardi.



Roll ayni bizim sigara boregi gibi sadece icinde sebze oluyor peynir yerine. Veggie roll deniyor.
Hepsinin ayri sosu var.


Tabi cin olup da onlarin meshur kurabiyelerinden yemeden olur mu, hani kirinca icinden bir yazi cikar.



Yemegin ustune onu da kirdik icindeki yaziyi okuduk tam oldu! Artik olsem de gam yemem. Basimiz goge erdi.

Sizin nasil araniz yabanci mutfaklarla?
Didem

28 Mayıs 2012

Folklife Festival

Her sene Mayis ayinda Seattle'da Folklife Festival duzenleniyor. Cok buyuk kapsamli bir festival. Eyaletin heryerinden bircok muzik grubu Seattle'da toplaniyor.

Seattle Center'daki kapali salonlarda ulkelerin folk dans gosterilerini izleyebiliyorsunuz.  Meksika, Rusya, Cin, Turkiye, Kore, Izlanda...

Sokaklar renkli bir kalabalikla doluyor. Her kose basindan degisik muzik sesleri yukseliyor.



Rengarenk, kalabalik, coskulu bir topluluk. Bizim Turk grubu harika bir gosteri yapti. Hem minikler hem buyukler cok basarili idi. Gaziantep, Kolbasti, Cayda cira, Silifke...

Kapali salonda Turk danslarini izledikten sonra disari kapabaliga karistik. Turlu yemek standlari var. Afrika, Hawaii, Rus, Etiyopya, Cin, Tayvan yemekleri...


Bu festival karsiz organizasyonlarin duzenledigi bir etkinlik. 1972'den beri her sene yapiliyor.


Asagidaki fotografta gordugunuz gibi etraf elinde enstrumanlari biryerlere yetisen muzisyenlerle dolu idi.


Ulkenin dort bir yanindan gelmis muzisyenler...


Cuma gunu baslayip tum haftasonu boyunca kulaginiza ziyafet...Hem ozgurce muzik yapan gencler hem de kurulan sahnelerde cikan profesyonel gruplari izleyebiliyor, sarkilara yuksek sesle katiliyorsunuz. Sokaklar dans eden insan dolu idi, cok keyifli.


Thai yemegi yedik, soy soslu tavuk, kizarmis pilav (fried rice) ve sebzeli roll. Roll ayni bizim sigara boregi sadece icinde sebzeler var. Kabak, misir, bezelye v.s


Hem calanlarin kiyafetleri, saclari ayri ilginc hem de yaptiklari muzik. Asagidaki fotografta gordugunuz calgi bir testere!





 Seattle Center'in oldugu alan boylu boyunca festivale ayrilmisti. Ust kisimda kucuk satis standlari var, alt kisim muzik ve yemege ayrilmis. Oldugu gibi iki uc kez turlayip, yemek yiyip degisik performanslari izledik. Hatta bir tanesinde halay ceker gibi elele tutustular biz de aralarina girdik.

Keyifli birgundu. Festivalleri, renkli kalabaligi seviyorum.

Didem

22 Mayıs 2012

Minik balerinler ve buyuk balerinler

Kizim Ece'nin gittigi bale okulu sene sonlarinda biz velilere yilsonu gosterisi hazirliyorlar. Haftalarca suren provalarin ardindan sonunda gosteri gunu geldi catti ve kizimizi seyretmeye gittik.

Ece hazirlanmak uzere sinif arkadaslarinin yanina gidince ona supriz olarak guzel bir buket alip diger anne babalarin arasina sandalyelere oturduk ve beklemeye basladik.


Once minikler geldi pitir pitir. Yuzlerinde kocaman bir gulucukle, gozleri bizde mini bir dans gosterisi yaptilar. Mini dedigime bakmayin onlara gore Kugu golu'nden farksizdi.

Sirasi ile yedi sekiz yas grubu ve en son profesyonel balerinler gosteri yapti.



Bitiste cicekler verildi opusuldu ve buyuk ablalari ile fotograflarini cektik.
Balerin kizimi seviyorum...

Didem

18 Mayıs 2012

Japanese blossom tree



Japonlarin meshur agaci JAPANESE BLOSSOM TREE  gercek olamaycak kadar guzel goruntulu,  pembenin tonlarindan cicekleri ve koyu yesil yapraklari olan bir agac. Uzaktan renkli pamuksekeri gibi gozukuyorlar. Bu agaclar  Mart ve Nisan ayinda ucuk pembe oluyor daha sonra rengi beyaza donusup dokuluyor.



Iste o dokulme ani seyredilmeye deger bazi insanlar tarihini takip edip dokulmeye basladiklarinda gidip seyrediyorlar. Heryer bembeyaz kar yagmis gibi oluyormus.



Bu agaclar cok az bir bakim gerektiriyor hem de cesitli yerlerde dekoratif amacla kullaniliyor.



Ilkbahar ve yazin en az alti saat gunes isigi almalari gerekiyor. Yillik seksen santim yagmur alan biryerde iseler ekstra sulanmalarina ihtiyac yok. Kuru yerlerde yasayamiyor bu bitkiler cunku kuruluga toleranslara yok. Seattle tam bir yagmur cenneti, niye burada cok bu agaclardan sasmamak lazim.



Bu agaclar cok hizli buyuyor ve ekildikten sonraki bahar ayinca cicek aciyorlarmis.

Seattle'da yasayan insanlar japanese cherry blossom'larin ciceklerinin dokuldugu zamanlari ozellikle takip ediyor ve seyretmeye gidiyorlar.




Biz dokuldugu zamani kacirdik maalesef. Ama yine de cok guzel renkli goruntuler yakaladik Washington Universitesi kampusunde.










Didem